”Sözde Ermeni soykırımı”
”PKK’nın sözde lider kadrosu”
”Kuzey Irak’taki sözde Kürdistan yönetimi”
Türk medyası yıllardır -devletin de yön vermesiyle- Ermeni soykırım iddiaları ve PKK terörü gibi konularda “sözde” sıfatını tercih etti. “Sözde” kelimesi kullanılınca Türk insanında da bir algı oluşturuldu. Neticede iddialar da, örgüt liderleri de, bölgesel yönetimler de “sözde”ydi. Biz böyle diyordukya neticede bütün bunlar hikayeydi. Türk hükümeti kendini avutuyordu.
Amerika’nın Irak’ı işgalinin ardından Kuzey Irak daha dün Saddam’dan korkuya Türkiye’ye sığınan peşmergelere verildi. Barzani de yönetimin lideri ilan edildi. Türkiye tanımadı tabi bu yönetimi. Amerika sürekli güvence veriyordu nasıl olsa. “Dost ve müttefikimiz”di sonuç olarak. Türkiye’deki bir kısım insanların “tehlikeyi görüyor musunuz?” diyerek kendilerini paralamaları da fazla romantik davranmalarından kaynaklanıyordu.
Sonra Kuzey Irak’taki “sözde” kadro, bir bez parçasını “devletlerinin bayrağı” olarak göndere çekti. Türkiye hükümeti bunu da görmezden geldi. Amerika güvence vermişti ya, onlar kendi kendilerine oynuyorlardı.
Aradan zaman geçti, Türk hükümeti bir “açılım”dan bahsetmeye başladı. Kanlar duracak denildi. Ve nasıl büyük bir tezgahtı ki bir anda 34 PKK’lı Türkiye’ye gelip teslim oldu! Daha 1 sene önce Türkiye terörden 140 şehit vermişti.
Bir anda terör saldırıları kesildi ve hatta dağdan inmeler başladı. Dağdan gelenler neticesinde Türkiye’de olan olaylara girmiyorum. Fakat şu noktaya dikkatinizi çekmek isterim. Bu ülkede gündem değiştirileceği zaman Doğu’da bir karakola bir saldırı veya bir mayın patlaması gerçekleşiyor. En az 2 şehit veriyoruz ve 2 eve ateş düşüyor. Mehmetçik birilerinin oyuncağı olmuşki istenildiği zaman şehit veriliyor, istenildiği zaman dağdaki teröristler teslim oldurulabiliyor. Büyük bir tezgahın oyuncularından biri olmuş Anadolu’nun gariban çocukları..
Ve bugün Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Kuzey Irak’a gidip “sözde devlet bayrağının” yanında, “sözde Kürdistan’ın başkanı” Barzani ile görüşüyor. Aynı uyanıklığı birkaç ay önce Recep Tayyip Erdoğan DTP ile görüşürken yapmıştı. DTP’yi bu zamana kadar görmezden gelip sahte milliyetçi tavırlarda bulunan Erdoğan DTP ile “Başbakan” olarak değil de “AKP Genel Başkanı” olarak görüşeceğini beyan etmiş ve görüşmüştü. Türk Milleti de saftıya zaten. “Başbakan görüşmedi ama Tayyip Erdoğan görüştü” hikayesini yutacaktı.
Türkiye “sözde” dediği Kürdistan’ı artık “özde” tanıyor.
Erbil’de bir başkonsolosluk açılacağı söyleniyor. Acaba başkonsolosun ismi şöyle mi olacak: “Türkiye’nin Kürdistan başkonsolosu”
Dışişleri Bakanı bunun bir “tanıma” olmadığını söylüyor biz de “külahımıza anlat” diyoruz kendisine…
Bundan aylar önce yazdığım bir yazıda yandaş Yeni Şafak gazetesi yazarlarından Hakan Albayrak’ın şu sözlerine yer vermiştim:
“Poşulu kardeşlerimle musafaha edip camiden ayrılırken içimden bir ses –sansürsüz- “Kürdistan’a hoş geldin” dedi. Bunu özellikle belirtiyorum, çünkü “Kürdistan” denince akıllara her şeyden evvel din kardeşliğinin gelmesini istiyorum. Gerisi teferruattır.”
O zamanlar Kürdistan hâlâ “sözdeydi”.
Bugün birkaç köşe yazarının yazdıklarını beraber inceleyelim.
Mehmet Ali Birand – Posta Gazetesi (31/10/2009)
Açılım sürüyor, Ankara Kürdistan’ı tanıyor…
“…Dün Türkiye’nin iki bakanı, Kuzey Irak Kürdistanı bölgesindeydi. Dışişleri Bakanı Davutoğlu ve Sanayi Ve Ticaret Bakanı Çağlayan, Erbil’e bir ziyarette bulundular. Kuzey Irak Kürdistanı Başkanı Mesut Barzani ile görüştüler. Ardından da, bölgenin başkenti sayılan Erbil’de bir Türk Başkonsolosluğu açtılar. Irak Kürdistanı bağımsız bir devlet değil. Ancak Irak’ın içinde farklı bir statüye sahip. Kendi kendini yönetiyor. Kendi parlamentosu, kendi polisi ve askeri var. Irak’ın toprak bütünlüğünü kabul ediyor, ancak otonom hareket ediyor. Türkiye bugüne kadar, Kürdistan yönetimini, PKK’ya karşı mücadele etmediklerinden dolayı, görmezden gelirdi. Resmi hiçbir temas yapılmazdı. Kürt Açılımıyla birlikte, hem Kuzey Irak Kürdistanının Türkiye’ye karşı tutumu, hem de Ankara’nın yaklaşımı değişti. Düne kadar görmezden gelinen Irak Kürdistanı, bugün el sıkıştığımız, sembolik dahi olsa resmen tanıdığımız bir bölge oluyor. Bu gelişmeyi çok önemsemeliyiz.”
Fikret Bila – Milliyet Gazetesi (31/10/2009)
Barzani ile Kürt açılımı
“… Davutoğlu, konsolosluk açılmasının tanınma şeklinde nitelenmesinin yanlış olacağını kaydetti. Ayrıca Erbil’e Türkiye’den önce aralarında Almanya, Rusya ve İran’ın da bulunduğu birçok ülkenin konsolosluk açtığını belirtti, Ankara’nın gecikmesinin ise bir eksiklik olduğunu söyledi. Uluslararası hukuk bakımından durum böyle olmakla beraber Erbil’e konsolosluk açılması kuşkusuz Barzani yönetimi açısından bağımsızlığın tanınması olmasa bile, “Kürdistan”ın siyasi varlığının kabulü anlamına gelecektir. Bu olguyu Ankara-Washington-Bağdat-Erbil arasındaki yakınlaşmanın ve Ankara tarafından, “Tarihi fırsat” olarak nitelendirilen konjonktürün bir sonucu olduğunu söylemek mümkün.”
“Biz çadırımızı sırtlanların yolu üzerine kurduk.” demiş Rahmetli Dündar Taşer…
Bu olanları görünce kendisine bir kez daha hak vermemek mümkün mü?..
Türk Devleti’ni Türklerin yöneteceği günler gelecektir inşallah…
O güne kadar: Allah’ım Sen Milletimizi ve Devletimizi koru. (Amin)
Vahapzade’yi kaybettik demiştik ya geçenlerde.. Hiçbir TV ve gazetede göremedik cenazesini.. Vahapzade Azeri olduğu için mi?.. Hayır.. Türklüğüne sahip çıktığı için.. Ülkesine ve milletine sövmediği için.. Milli kültüre sahip çıktığı için..
Türklük davasının büyük savunucusu, büyük şair Bahtiyar Vahapzade’yi kaybettik.. Bu dörtlük de onun “
Kimisi emekli.. Özünde hepsi zavallı..
